ÖYLESİNE...
Bir çokları için öylesine bir gün gene, hava sisli karanlık ve puslu. Ruhum havayı yalnız bırakmamak istercesine ona eşlikte, sabahın zifiri körü yolculuk yaptığım servisin camı pusulanmış, içimdeki küçücükte olsa yaşam sevinci ve hayata asılma isteğimle, camdaki pusuyu tatlı minik bir çiçek çizerek bozuyorum. Her zamanki gibi tüm camı silmenin tersine, minicik ama çok katmanlı ve yapraklı çiçeğimin göbeğinden puslu havaya bakıyorum. Gökyüzü tüm endamı ile gerdan kıvırıyor, Spotym’de, şimdi gel de aşka inanma çalıyor, bunların hepsi bir tesadüf olamaz diyor iç sesim. Yine, yeniden, koş, yine yeniden sarıl, yine yeniden umuda sarıl, şurada kalmış baharın gelmesine son cemre ile kalmış üç beş gün. :) Sende uyan, sende canlan, gökyüzünü görmeye çalışırken ki çabandan vazgeçme diyor aynı iç sesim. An itibari ile öylesine değil bugün, öylesine yaşamayacağım hayatı, Sisi, pusu, isi, kötüyü içimde bezenmiş çiçeklerle sileceğim. O zaman Hüsnü Arıkan’dan gelsin, şükür il...